cemal @ sivildusunce.com
Çözüm süreci neden bozuldu? Bunu bütün paydaşlar samimi olarak düşünüp, muhasebe etmelidir.
Bence çözüm süreci daha yolun hemen başında HDP-PKK unsurları tarafından sabote edildi.
Çözüm sürecinin üzerinden daha iki ay geçmişti ki, Sırrı Süreyya başta olmak üzere etkin HDP’liler Gezi kılıflı darbe teşebbüsüne aktif destek verdiler. Hatta Sırrı Süreyya, Gezi’nin ilk başlatıcılarındandır…
Gezi ayaklanması nedir? Gezi, meşru iktidara karşı, başta Almanya ve ABD olmak üzere dış odakların kışkırttığı, içeride ise başta Koç ve Boyner grubu olmak üzere beyaz Türklerin öncülük ettiği/yürüttüğü bir sivil darbe girişimidir…
Bu darbenin doğrudan hedefi Ak Parti’dir. Peki, Ak Parti kimdir? Ak Parti, mazlum ve mağdur Kürtlerin halini en iyi bilen partidir. Kürdün dilinden anlayan bir partidir. Kürt sorununu çözmek için elini taşın altına koyan partidir. Kürtlerin siyasal, sosyal ve kültürel haklarını veren bir partidir.
Böyle bir parti HDP tarafından yıkılmak isteniyor. HDP, Ak Parti iktidarını yıktıktan sonra Kürt sorununu kiminle çözecek? Beyaz Türklerin partisi CHP ile mi? Yoksa MHP ile mi?
HDP-PKK, kendi bindikleri dalı kesmeye kalktı. Sürece ihanet etti. Hem de daha sürecin başında.
***
2013 ortalarında icra edilen Gezi ile hükümeti düşüremeyen iç ve dış odaklar bu defa şanslarını FETÖ (Fetullahçı Terör Örgütü) ile denediler.
Başka işi yokmuş gibi, HDP, bu girişime de destek verdi. FETÖ medyasının “17/25 Aralık yolsuzluk soruşturmasıdır” dolmasını afiyetle midesine indirdi.
HDP, FETÖ ile arka kapı ilişkisine girdi. Ekrem Dumanlı, Diyarbakır belediyesine arka kapıdan girerek HDP ile gizli görüşmeler yaptı… Ardından FETÖ medyası HDP’ye ardına kadar açıldı…
Bu HDP’nin, sürece ikinci ihanetidir… HDP, FETÖ’den gelecek üç kuruşluk oy için, bölgeye huzur getiren çözüm sürecine ihanet etti… Çok pahaya kazanılan bir süreci çok ucuza sattı…
***
HDP-PKK çözüm süreci boyunca verdiği hiçbir sözü tutmadı. En önemlisi, silahlı unsurlarını çekmedi; tersine silahlı unsurlarını dağdan şehre indirdi… Şehirde silahlandı.
Çözüm sürecini, “bu bölge bize verildi, artık egemenlik bizde” şeklinde okudu… Bölgedeki dindar ve demokrat Kürtleri ezdi, göçe zorladı, öldürdü… 2014 yılındaki 7-8 Ekim olaylarında tam 52 dindar Kürd’ü linç ederek öldürdü…
7 Haziran seçimlerinden önce HDP-PKK, silahı daha aktif ve daha açık bir şekilde kullanmaya başladı. Siirt’te bir köy muhtarını, valiyi misafir etti diye öldürdü… Daha birçok öldürme ve yaralama eylemi yaptı… HDP-PKK, HDP dışındaki partileri, silah zoruyla engelledi. Bölge halkını sindirdi…
HDP-PKK, ilk defa kanı gündeme getirdi. Çözüm sürecine kanı bulaştırdı. Seçim sürecinde, Van Belediyesi, kan akan musluk afişleriyle halkı baskı altına aldı…
***
HDP seçim sonuçlarını da yanlış okudu. Bölgedeki, tehdide dayalı seçim başarısını “artık buralar bizim oldu, bizden olmayanlara ölüm!” şeklinde okudu.
Bir HDP milletvekili açıkça, HDP’li olmayanlara, “defolup gidin, keleşleri size çevirmesini biliriz!” dedi… Hüdapar’lılar teker teker öldürülmeye başlandı… Kandildekiler, halk savaşı için düğmeye bastı…
Nihayet, en sonunda, Suruç hadisesini bahane eden PKK, ateşkesi bozarak silahlı çatışmaya başladı. Çözüm sürecini bitiren ilk kurşunu sıktı. Evinde uyuyan iki polisi öldürerek çözüm sürecini bitiren PKK her gün polis ve asker öldürmeye başladı…
Devletin meşru kuvvetleri de buna cevap verdi. Özetle, olup biten bundan ibarettir… Çözüm sürecini, başından beri sabote eden ve en sonunda bitiren HDP-PKK olmuştur; hükümet değil…
***
HDP-PKK, Beyaz Türkler’in oyununa geldi. “Yürü aslanım!” dediler, PKK-HDP de yürüdü… Onların verdiği gazla, haddini ve hududunu aştı… Yeniden silaha sarıldı ve süreci bitirdi…
HDP, beyaz Türklerin temel amacı olan Erdoğan’ı başkan yaptırmama stratejisine gönüllü aktör yazıldı. “Seni başkan yaptırmayacağız” kampanyası açtı. Başka işi yokmuş gibi…
Bu kampanyanın çözüm sürecine ne tür bir katkısı oldu acaba? Çözüm sürecini başlatan ve yürüten Erdoğan’ı yıpratmak, Kürt Sorununa ne tür bir katkı sağladı?
HDP’nin Beyaz Türklere verdiği destekle Erdoğan başkan olamadı… Peki, bu sonucun çözüm sürecine ne tür bir katkısı oldu? Bu sonuç sadece Beyaz Türklerin işine yaradı… Kürtlerin değil…
HDP, kendine yanlış rakip seçti. HDP’nin esas rakibi, 100 yıldır Kürtlere zulmeden Beyaz Türkler olmalıydı. HDP, celladına âşık olan bir zavallı konumuna düşmüştür… Bu, Stockholm sendromu denilen şey… HDP, beyaz Türklere âşık oldu… Bu tek taraflı bir aşk, platonik bir aşk…
Beyaz Türklerin 100 yıllık gazetesi Cumhuriyet’in yayın müdürü Can Dündar, muhabirlerini Kandil’e, Kürtleri çok sevdiği için göndermedi. Cumhuriyet ve hempaları, seçim sürecinde, adeta Kandil’den canlı yayın yaptılar. Eski düşmanlarına, Erdoğan’ı devirmek için sarıldılar; Kürtleri sevdiklerinden değil…
Seçim sonrasında Demirtaş’a, “Hep birlikte AKP’yi iyi salladık” diyen CHP’li Beyaz Türk, Kürtleri sevdiğinden değil; Zenci Türkleri sevmediğinden söyledi bu sözü...
100 yıldır Kürtlerle alay eden; red-inkâr-asimilasyon politikasının yürütücüsü olan Beyaz Türkler ne oldu da Kürtlere “dost” oldu… Hakiki dost olmadılar; HDP-PKK’yı kullanmaya başladılar…
Beyaz Türklerin iki ezeli düşmanı vardır: Dindar Türkler ve Kürtler… Şimdi, ikisini tokuşturup, ikisini birden ezmenin keyfini çıkarıyorlar; boğaza nazır yalılarında viskilerini yudumlarken…
***
HDP seçim süreci boyunca Beyaz Türkler tarafından sonuna kadar kullanıldı. Beyaz Türkler HDP’yi bir koçbaşı olarak kullandılar. Ak Parti kalesinin kapısını HDP’yi koçbaşı olarak kullanıp kırdılar…
Peki, beyaz Türkler, Kürtleri çok sevdiği için mi HDP’ye destek verdi. Nazlı Ilıcak, Pelin Batu gibi boğaz sakini Beyaz Türkler, Kürtleri gerçekten seviyorlar mı?
Onların Kürtleri sevmediği aşikâr… Onlar için, Ak Parti’ye zarar verecek bütün unsurlar kullanılması gereken araçlardır. İş bitince çöpe atılacak cinsten araçlar…
Eğer 7 Haziran seçimlerinden istedikleri sonucu alsalardı HDP’yi hemen boşayacaklardı. Bir CHP-MHP koalisyonu olabilseydi, HDP’yi çöpe atacaklardı.
Evet, HDP, Ak Parti’yi düşürmüştü ama nihai amaç olan CHP-MHP hükümeti de kurulamamıştı. O yüzden Beyaz Türkler hala HDP’yi çöpe atmadılar. Son kullanma tarihini ötelediler
***
HDP, hala bu durumu göremedi. Onların televizyonlarına çıkmak,  onlar tarafından şımartılmak hoşuna gitti. Beyaz Türklerin sofrasına oturmaktan haz aldı.
Bilmiyor ki, Nişantaşı çocuklarının ipiyle kuyuya inilmez… Onlar adamı ilk fırsatta satarlar… Hem de pek ucuz bir bahaya…
HDP-PKK bilsin ki, Beyaz Batılıların (wasp) ipiyle de kuyuya inilmez… “Biji Serok Obama!” diyen PKK, tarihin kara defterine kara harflerle yazıldı… ABD, “PKK-PYD bizim kara gücümüz” dedi. Acaba, sosyalizmin kitabında, kapitaliste taşeronluk yapanlar için ne yazıyor? Hain kelimesi bile az gelir…
***
Kürtler barışa ve huzura, Beyaz Türklere ve Beyaz Batılılara yanaşarak değil, Müslüman Türklere sarılarak ulaşabilir…
Bunu sıradan Kürt insanı görüyor ama Zerdüştlük ile Sosyalizmi inanç edinmiş HDP-PKK göremiyor. İki gün önce, PKK’nın şehit ettiği Kürt kökenli bir askerin babası aynen şunu söyledi:
“Bu savaş Kürt-Türk savaşı değil, Müslümanlar ile kâfirlerin savaşıdır. (…) Biz sağ oldukça, Müslüman Kürtler sağ oldukça, biz Kürtlerin maskesini takıp da, 'Kürt halkının hakkını savunuyorum' diyen Yahudi ve Ermeniler emellerine ulaşamayacaklar. İslam'ın son kalesi bizim kanımız damarlarımızda olduğu müddetçe duracaktır. İslam'ın son kalesini muhafaza edeceğiz. (…) Buradan Cumhurbaşkanıma seslenmek istiyorum. Kanımızın son damlasına kadar, bedenimizin son parçasına kadar savaşalım. Asla taviz vermeyin. Bu son seçimde millet (HDP’ye) ‘siyasete girsinler, kan dökülmesin’ diye oy verdi. Ama onlar ne yaptı? Seçimi kazandıktan sonra, barajı aştıktan sonra yine kan aktı. Bunlara acımayacaksın” (1)
Olup biteni bundan daha iyi özetleyecek söz bulamıyorum. Bizzat Kürt halkı, ensesinde boza pişiren PKK’nın artık bertaraf edilmesini istiyor ve PKK’ya yönelik operasyonlara destek veriyor. Bölgeyi yakından izleyen Siirt mebusu Yasin Aktay, gözlemlerini şöyle aktarıyor:
Şimdiye kadar HDP'ye oy vermiş olan insanlar arasında bile bu operasyonların yapılması hususunda ciddi bir destek var ve insanları müthiş bir şekilde rahatlamış olarak gördük. Örgütle doğrudan doğruya bağlantılı olanların dışında insanların örgütün şimdiye kadar uyguladığı baskılarda çok ileri gittiği ve bir tür güç şımarıklığı içerisinde olduğu izlenimini taşıdığını hissettik. Operasyonlar çok zamanında yapıldı. Çünkü bu operasyonları halk istedi." (2)
PKK son saldırılarıyla, Kürt halkı nazarında, zaten kuşkulu olan meşruiyetini tamamen kaybetmiştir. Kürt sorununu içeriden bilen, TRT Kürdî kanalının koordinatörü Mustafa Ekici bakın ne diyor:
“Son 20 yılda gözlemlediğim kadarıyla PKK ilk defa bu kadar ahlaken Kürt toplumunda kaybetmiş durumda. Meşruiyet olarak kaybetmiş durumda. (…) Ne oldu da masayı yıktın, hatta kurşun sıktın. Konuşa konuşa her şeyi başarabilirdik. İşte en büyük örneği, ben bugün bir dilin 24 saat yayıncılığını yapıyorum. İşte okullara Kürtçe dersler konuldu, üniversiteler açıldı. Daha da yapılacak birçok şey var. Benim kanaatim HDP bir güç zehirlenmesi yaşadı. Kürtler belki de ilk defa AK Parti'nin de açtığı yoldan barışın tadını aldılar. 3 yıl çatışmasızlık ortamında yaşadılar, bunun tadını aldırlar. İlk defa devletin nimetlerinden faydalandılar. İşte yol yapıldı, baraj yapıldı, hastaneler yapıldı. İlk defa kamuya ürkmeden, korkmadan hatta hesap sorar bir tavırla girebildi devlet dairelerine." (3)
***
Halk 90’lı yıllardaki halk değil. Halk uyandı. Devlet 90’lı yıllardaki devlet değil. Devlet değişti. Devlet artık Beyaz Türklerin elinde değil, Zenci Türklerin elinde… Herkes değişti ama PKK hala 90’lı yıllarda…
Son 10 yıl boyunca Ak Parti hükümetinin Kürtlere verdiği haklar bir kitap boyutuna ulaştı. Sessiz Devrim isimli kitapta, verilen bütün haklar icmal edildi. “Kürtlere hakları verilmedi” diyen yalancılar bu kitaba bir baksınlar. Bu kitap çok kalınmış, diyenler için çok kısa bir özet şu linkte: http://www.kanalahaber.com/haber/gundem/hukumet-2023te-pkk-hala-90larda-247976/
Artık hiç kimse “demokratik haklarımız için silahlı mücadele ediyoruz” propagandasını yapamaz. Silahlı çatışma döneminin kapandığını Öcalan görmüş durumda. Ancak anlaşılan o ki, Kandil’e sözünü geçiremiyor.
Öcalan, çözüm sürecinin başında son derece önemli bir söz söylemişti. 21 Mart 2013 Nevruzunda, ”silahlar taktik olarak değil, stratejik olarak artık Türkiye'de susmalıdır; Kürt hareketi bundan sonra Türkiye içerisindeki hak arama mücadelesini demokratik fikri ve siyasi olarak yapmalıdır” dedi.(4)
PKK ise silah bırakma işini, oyalayıcı taktiklerle hep erteledi, hep ateşkesin sona erdiğinden/ereceğinden söz etti. Silahı, sürecin tepesinde, Demokles’in kılıcı gibi tuttu. Silahsızlanmak bir yana, etkin olduğu şehirleri bir silah deposuna çevirdi. MGK’ya sunulan bir rapordu aynen şunlar yazılı: “PKK, ‘Çekiliyoruz’ dediği dönemde silahlanmaya devam etti. Şehir savaşına hazırlık için kentlerdeki evleri mühimmat deposuna çeviren örgüt 80 bin uzun namlulu silahı buralarda sakladı…”(5)
***
Sonuç olarak, PKK-HDP büyük zorluklar ve riskler altında başlatılan çözüm sürecini önce istismar etmiş, sonra da ilk kurşunu atarak sona erdirmiştir.
PKK-HDP’nin tutumunu özetleyen çok güzel bir deyim var: Ambulans fırsatçılığı. Büyük şehirlerde bazı uyanıklar, önü sürekli açılan bir ambulansın peşine takılırlar… Böylece, öteki araçlar beklerden, bu fırsatçılar açılan yoldan hızla ilerlerler…
Çözüm süreci bir ambulanstı… Yolu açarak ilerliyordu. HDP açılan yoldan girerek hızla ilerledi, alan hâkimiyeti kazandı, şehirlerde örgütlendi ve silahlandı… Ambulanstaki hastayı, yani Kürt sorununu değil, kendini, yani örgütü düşündü…
Bir süre sonra şımardı, güç zehirlenmesi yaşadı. Her şeyi, hemen  elde etmek için Altın yumurtlayan tavuğu kesti. Önünü açan ambulansı yaktı… Velinimetini öldürdü… Böylece nihai amacına ulaşacağını zannetti…
HDP-PKK, bir çuval inciri berbat ettiğini, her gün bir altın yumurtlayan tavuğu öldürdüğünü, yeni yeni fark ediyor… Şimdi, “süreç yeniden başlasın” diye yalvarıyor ama ba’de harabü’l-Basra…
 
Notlar:
(1)www.kanalahaber.com/haber/gundem/sehit-ailesinden-teror-orgutune-tokat-gibi-cevap-247921/
(2) www.haber5.com/siyaset/aktay-operasyonlari-halk-istedi
(3)www.kanalahaber.com/haber/gundem/trt-kurdi-kanal-koordinatoru-ekiciden-carpici-degerlendirme-247950/
(4) http://www.kanalahaber.com/haber/gundem/altan-tandan-pkkya-hdp-cagrisi-248172/
(5)www.sabah.com.tr/gundem/2015/08/08/cekiliyoruz-dediler-80-bin-silah-depoladilar