Deprecated: Function mysql_numrows() is deprecated in /home/sivildus/public_html/head_contente.php on line 51
Anasayfa  >   Yazar
Buldumcuk mu olacaktınız!
Unuttunuz, temizlik işinde, fabrikada, tarlada çalışmanızda mahsur görmeyen ama öğretmen, doktor, hukukçu olamayacağınızı, başınızdaki “bez parçası” (!) yüzünden çemkirenleri!
17 Mayis 2017 - 14:47:15
 

 Farkında mısınız!

Biraz rahatlayınca, birbirinize düştünüz. Parayı sonradan bulan adamın ilk işi arabasını, sonra da karısını değiştirmesi gibi bir haller oldu hepinize.

Unuttunuz, baş örtüleriniz yüzünden yerlerde sürüklendiğiniz günleri!

Unuttunuz, başarıyla kazandığınız halde sırf imam hatipli olduğunuz için kırpılan puanları!

Unuttunuz, temizlik işinde, fabrikada, tarlada çalışmanızda mahsur görmeyen ama öğretmen, doktor, hukukçu olamayacağınızı, başınızdaki “bez parçası” (!) yüzünden çemkirenleri!

Evet; “bez parçası” derlerdi değil mi!

İkna odalarını, tez unuttunuz!

Ülkenin zencileri olduğunuzu da çok çabuk unuttunuz!

Buraya kadarmış, tüm idealleriniz.

Sakalınızla, baş örtünüzle, titriniz olması yetmiş size!

Ee hatırı sayılır paralar da kazandınız!

İdeal mi! Neydi ki o?

Tamam anladık; “füruatmış” bir kısmınız için, yok yok baş örtüsü değil, Müslüman olmak.

“Sen de kim oluyorsun”diyebilirsiniz. Hiçbir şeyim; evet evet koskoca bir hiç!

Siz de deneyin, önce sadece “hiç” olmayı. Oncu, buncu,şuncu değil!

Canını yediğimin ülkesinde, karşıtlar da birbirine benzemek zorunda mı!

Bakınca şöyle geriden, vallahi fark yok inancının sonuna,  “cı, çü” eklerini koyanların birbirinden.

Bu ekler, eklendiği yerden bozmaya başlıyor, ekleneni. Ana gövde bozuluyor, bir başka şeye dönüşüyor bu ekle buluşunca.

İnanç ya da ideoloji, insanı dışlıyor ve acayip bir şey çıkıyor ortaya.

Ve içine hırs, kin, nefret, öfke, çıkar, makam-mevkii tutkusu, silahlarından yığınaklar yapılıyor.

Yeri gelince, sürülüyor namluya bir bir mermiler!

Bak şimdi; nereye kaçtı inanç ve ideolojinin idealleri!

İşte bizim ülkemizin kısa sosyolojik tarihi bu!

Çünkü, birey olmadan, hatta adam olmadan bir topluluğa dahl olmakla başlıyor, sürünün elemanı olmak.

Sonra, birey olayım derken de epey kaş göz yarılıyor!

Suçlu, sensin arkadaş, kapılmasaydın bu sele!

Senin dinin sana benim ki de bana!

“Sen,sence haklısın; ben de bence ama gel sınırımızı ‘edep/ âdâp'  koyalım.” deseydin!

Bak şimdi, şeytan beni de dürttü, edepÇİ diye bir ideolojide mi buluşsak. Cemaat mi kursak! Sömürsek miâdâpla, edep duyguları!

Nasıl da kolay üç güzel cümleyle, insanı sürüklemek, eksik kaldığı yerden yakalayınca!

Aslında zor, yalnızlık çok zor!

Belki de bu yüzdendir, birey olmadan cemaat olmanın tercihi.

Bu toprakların geleceğini Müslüman insanlar çizecek dedim, en cahil günlerimde. Zira; okudukça anladım, okuyanın bu topraklardan uzaklaştığını.

Kavramlar hoştu, güzeldi de giydiremiyordum  bu toprakların insanına, ya dardı ya da bol!

“Irkçılık insanlık suçudur” dedim; parkta yaşlı teyzeye. O ne ki kızım dedi. Hani, başka başka insanlar, Türk, Kürt, Ermeni olanlar işte teyzem…

“Allah'ın yarattığına nasıl karşı gelek evladım; bilmem ırkçılık neymiş, adem oğluyuk hepimiz!”

Aha, çuvalladı yine eğitim! Okuması bile yoktu teyzenin!

Yalnız, bir şeyci olmayı beceremeyen ruhumun huzurunu değişmem; sizin, cemaatlerinizin şaşalı güçlerine.

Başka bir şeye dönüşüyorsunuz her biriniz. Umrede, birbirine giriyor iki Müslüman grup.  Aynı davanın insanlarını kişisel hırslar bürüyor, hiç hicap duymadan!

Siyasete ayar vermeye kalkıyorsunuz türlü fraksiyonlarınızla.  “Reisçi”, “Pelikancı”, İslamcı” diye adları etiket yapıp, asıl meseleyi unutarak.(Kim kimdir ilgilenmedim bile)

Kurtuluş Savaşı sonrası, asıl meseleyi unutup, kurulan Cumhuriyet'in elitleri gibi sınıf sınıf oldunuz!

Bir lider çıkarttı bu topraklar. Bu bir şanstır. Ona sahip çıkmak adına yaptıklarınız, sadece pürüz çıkartmak değil de ne! 

Destek olmak, boş edebiyatla mı olur, sorunlara el atarak mı!

Destek olmak, Sezen'in şarkısındaki gibi, “onu alma beni al!” diyerek mi olur yoksa; benden daha lâyık olanı al demekle mi!

Destek olmak, yüzyılın en tehlikeli Gladyosu FETÖ ile mücadele ederken, yine bu örgütün bilinçli ve kasıtlı olarak yol açtığı, mazlumiyetlerin üstüne korkusuzca gitmekle mi olur, yoksa bunları bile aranızda hilaf konusu yaparak mı!

Değişimin dinamosu Müslümanlardır demiştik ya; siz işte Müslüman olmayı değil, İslamcı olmayı seçtiniz.

Cahilliğime verin, nedir, nasıl bir şeydir bilmiyorum İslâmcı olmak!

Fakat; bir Müslüman'ın kul hakkına dikkat etmesi gerektiğini iyi biliyorum.

“Dinin anayasasıdır, kul hakkına riayet” diye anlatmıştı babaannem.

Bırakın artık birbirinizi yemeyi ve ülkenin yığınla birikmiş sorunlarını taşıyın gündeme.

Ha, bunların çözümü için rekabet edin!

Edin ki, hem ufkunuz açılsın hem de çorbada tuzunuz olsun!

Aksi halde, ufukta kazandıklarınızı da kaybetme tehlikesi var.

Zorladığınızda balık hafızanızı akledeceksiniz şüphesiz!


guldalicoskun@hotmail.com

 
YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 0 Yorum )
Habere hiç yorum yapılmamış
BENZER HABERLER
Türkiye’ye muhalefet!
Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar önemli. Her siyasî sistemde bir iktidar var; resmî, alenî ve meşru muhalefet ise yalnızca demokrasilerde mevcut. Bu yüzden, birçok yazar demokrasiyi muhalefet üzerinden tanımlar. Sağlıklı bir demokraside iktidar kadar muhalefet te ülkenin ve sistemin aslî unsuru olarak görülür.
Barış Treni yolculuğu ve İzlenimler
Gittiğimiz her şehirde önemli çalışmalara imza atmamıza rağmen Kayseri, Malatya ve Diyarbakır benim en farklı bulduğum ziyaretlerimizi oluşturdu
Behçet Canöz: Sizi çok iyi tanıyoruz
10 Ekim 2015 Ankara Garı önünde patlatılan bombalarda eliniz var, bombalara sinmiş sesiniz var.
Güldalı Coşkun: Darbe Aşkı
Bir tarafta, eski düzenin sessiz bir anlaşmayla uzlaşmış çıkar grupları, öte tarafta buna dur diyen ve alternatif üretme iddiasında olan bir yapı. Ve tabii dışarıdan ilgiyle izleyen dizayn ustaları.
Hüzün Mamafih: Çarsambayı sel aldı...
Carsambayı sel aldı, bir yar sevdim el aldi.. Bu türkü, cocuklugumda Selehattin ögretmenimin dilinden düsmüyordu. Ilk ondan mi duydum bilmiyorum, fakat bu sarki onunla birlikte benim hafizama yerleşmiş. Almanya'da okulda benim Türkce ögretmenimdi.
Y.Ziya Döger: Kabristanımız Varsa Orası Bizim Vatanımızdır
Biyolojik ihtiyaçlar her ne kadar ihtiyaçlar hiyerarşinin temelinde yer alsa da, her insan aynı zamanda kendisinden sonraki kendisini geleceğe nasıl taşıyacağı sorunu ile karşı karşıyadır. Geleceğini; kendisi veya “kendisinden sonraki kendisiyle” hareket ederek oluşturmaya çalışır. İhtiyaçlar hiyerarşisinin ikinci basamağını oluşturan gelecek düşüncesinin temelinde ‘güven ve emniyet içinde olma’ yer alır. Ancak güven ve emniyet içinde olma sadece bireyin kendisini öne çıkaran bir hedef değil aynı zamanda aile ve mensubiyet arz ettiği toplum/milleti hedefler. Dolayısıyla kolaylıkla birincil nitelikteki biyolojik ihtiyaçların bile önüne geçme niteliğine de sahiptir.
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI
EN ÇOK OKUNANLAR