Anasayfa  >   Yazar
Kürt yazarlar referandum konusunda ne düşünüyor?
TBMM'de oylanan 18 maddelik anayasa paketi değişikiliği ile birlikte 16 Nisan'da referandum yapılması kararı alındı. Anayasa paketi konusunda her kesimde olduğu gibi Kürtlerin de beklentileri ve talepleri var.
25 Subat 2017 - 17:19:24
 
SİVİL DÜŞÜNCE - ÖZEL HABER

1980 askeri darbesinin ardından 1982'de yeni bir anayasa düzenlenmiş ancak düzenlendiği günden bugüne kadar anayasa tartışmaları gündemin ilk maddesi olma özelliğini korumuştur. Zira 1982 anayasası, Türkiye siyasetinin önünde ekonomik ve yönetimsel anlamda ciddi sıkıntılar yaratarak sistem sorununu ortaya çıkarmıştır.

1982 darbe anayasasına yönelik Türkiye'nin her kesiminden yorumlar var. Bunların en başında da Kürtler geliyor. Kürt seçmenlerin, referandum oylamasının sonucunda büyük bir etkisi olduğu muhakkak. Kürt yazarlara ''Kürt seçmenin anayasa paketinden beklentisi nedir? Kürt seçmen, referandumda nasıl karşılık verecek?'' sorusunu yönelttik. İki bölüm halinde yapacağımız haber dizimizin ilk bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.


İşte Kürt yazarların cevapları:

Vahdettin İnce
(Çevirmen-Siyasetçi-Yazar)

                                                                                   

“Kürtlerin beklentileri” olarak tanımlanan beklentiler içeriden, yani toplumun tarihinden, coğrafyasından, kültüründen, dininden ve geleneklerinden kaynaklanan dinamiklerin oluşturdukları beklentiler değildir. Türkiye’nin batı yörüngesine girmesinden kaynaklanan ve Kürtlerin de deyim yerindeyse kucağında buldukları beklentilerdir. Türkiye batılılaşma hedefine yönelince Kürtlerin devlet nezdindeki konumu sorun oluşturmaya başladı. Devlet, Kürtlerin oluşturduğu sorunu ortadan kaldırmanın yolu olarak Kürtleri yok saymakta buldu. Sonunda bugün Kürtler adına dile getirilen beklentiler işte bu “yok sayma” tarihinin tortularının arındırılması süreciyle karşı karşıya gelmiş bulunuyoruz.
Anayasa değişikliği ve bu değişikliğin öngördüğü bir tür başkanlık sistemi bu açıdan önem arz etmektedir. Bu değişiklik doksan senelik Kemalist rejimin öteden beri yapageldiği gibi batı sisteminin, batıdaki herhangi bir kurumun dayattığı bir değişiklik değildir. Türkiye’nin kendi başına ve kendi tarihsel, kültürel ve coğrafi dinamikleriyle gerçekleştirmeye çalıştığı yerli ve milli bir değişikliktir. Bunu Batılıların gösterdikleri sert tepkiden de anlayabiliriz. Bu yüzden değişikliğin herhangi bir yerinde Kürtlerin şu veya bu beklentisine değinilmese de sırf bu yüzden, yani yerli ve milli olması nedeniyle Kürtlerin beklentilerine cevap verir niteliktedir. Devletin yerli ve milli (herhangi bir etnisiteye değil milletin bütününe dayanıyor) olması aynı zamanda Kürdi olması anlamına gelir.
Bazen karşımıza çıkan seçeneği alternatifiyle mukayese etmek gerekir. O zaman bu seçeneğin önemi daha bir belirginleşir. Bu gün “hayır” cephesinin eski sistemi devam ettirmekten başka bir önerisi yoktur. Eski sistem de Kürtler açısından her zaman bir takım beklentiler içinde olmayı gerektirmektedir. Katliamları, sürgünleri, idamları, dil ve kimlik inkârlarını, doksan senedir uygulanan şiddet rejimini saymıyorum bile. Sadece taze bir hatıra olarak Diyarbekir ceza evini hatırlatmak yeterlidir sağlıklı bir mukayese yapmak için. “Hayır” demenin 12 Eylül askeri darbesinin hazırladığı deli gömleği misali bizi boğan anayasayı savunmak olduğunu söylemek bile yeterlidir. Bu bakımdan CHP’nin hayır demesi anlaşılır bir şeydir. CHP’nin varlığı kendisinin var ettiği bu sistemin devamına bağlıdır. Bu sistemin devamı da Kürtler için en azından Diyarbekir ceza evi demektir. Dersim, Zilan Deresi ve daha nice katliamları söylemiyorum bile. CHP bu katliamların altındaki imza sahibi geleneğin devam olarak 12 Eylül anayasasını savunabilir ve bu anlaşılabilir. Ama sözde Kürtler adına siyaset yapanların bu cephede yer alması kelimenin tam anlamıyla derin bir gaflettir ya da Türk solunun devrim heveslerine kurban etmektir Kürtleri.
Kürtler bu mukayeseyi yapacak ve doğru seçeneği “evet”leyecek olgunluğa ve tecrübeye sahiptirler. 


Semra POLAT
(Gazeteci-Yazar)


                                            

Türkiye Cumhuriyeti anayasası için 1876’da hazırlanan Kanuni Esasi milat alınacak olunursa, bugüne kadar yapılan tüm anayasa değişiklikleri ile anayasa paketlerinin milleti değil, bürokrasiyi ve parlamenter monarşiyi öncelediği görülecektir. Son olarak 1980 darbesinin akabinde düzenlenen 1982 anayasası, halkın ihtiyaçlarını karşılamamış bilakis toplumsal ve siyasi yönetimdeki sıkıntıları daha da arttırmıştır. Hiç istisnasız her Kürt’ün 1980 darbesi, cunta rejimi ve 1982 anayasası ile ilgili kötü hatıraları, sosyolojik travması vardır.
1980 darbesinin kara bir lekesi olan Diyarbakır Cezaevi’nde Kürt halkı türlü işkencelere maruz kalmış, Kenan Evren’in ceberut yönetimi, Kürtleri yok sayarak ‘kart kurt seslerinden meydana gelmiş’ denilerek aşağılamış ve kadim Kürt halkı yok sayılarak inkâr edilmiştir.
Kendi ailemden bir örnek vererek anlatmak istiyorum; 1980 darbesinde, Ağrı’da bizzat dedem Enver Beg (Enver Aydın), türlü yalan, iftira ve isnatlarla gözaltına alınmış, ailesi ve akrabaları günlerce kendisinden haber alamamış, aşiretimizin bu işin peşini bırakmaması netice vermiş ve askeri yönetim tarafından dedemin gözaltında tutulduğu bildirilmiştir. Eğer aşiretimiz bu işin peşini bırakmış olsa idi dedem de faili meçhuller arasına girmiş olacaktı..
Erzurum 9. Kolordu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi Komutanı Selahattin Cambazoğlu öncülüğündeki mahkemede dedem Enver Beg (Enver Aydın)  yargılanmış, yargılama sırasında dedem, Selahattin Cambazoğlu’na ‘’Paşa, paşa! Allah’tan kork! Evren’in verdiği yetkiye dayanarak kurduğunuz bu mahkeme, yaptığınız bu uygulama, baskı ve zulüm doğru değildir!’’ diyerek mahkeme salonunda tepki göstermiştir. Dedem, bu yargılamanın ardından Kütahya'ya sürgün edilmiş ve uzun süre Kütahya'da kalmıştır...

Bugün dedem Enver Beg hayatta olsaydı gözü kapalı ‘Evet’ derdi. 1980 darbesinden ve 1982 cunta anayasasının dayattığı zulüm, baskı, yok sayma ve inkarın sona ermesi için sistem değişikliği şarttır. Cunta anayasası; Zilan Katliamı, Ağrı Dağı katliamının tek müsebbibi olan CHP’nin temsilcisidir.
 
Çözüm Süreci ile birlikte Kürt halkının devlete güveni büyük ölçüde arttı. Terörle boğuşan, ekonomik ve sosyal olarak zor süreçlerle başa çıkmaya çalışan Kürt halkı, devletin Kürtlerle ilgili yeni süreç başlatmasını ve bu süreci de Kürtlerle konuşarak, onların talep ve beklentileri doğrultusunda hayata geçirmesini talep etmektedir. Bu sürece PKK’nın ya da siyasi bir partinin dahil edilmemesini istemektedir. Ben, referandumdan sonra devletin ve iktidar partisinin, Kürt halkının taleplerine yönelik yeni girişimlerde bulunacağını ümit ediyor ve bekliyorum.

Kadim Kürt halkının 16 Nisan’da gerçekleştirilecek olan referanduma, sistem değişikliğine ‘Evet’ diyerek iradesini ortaya koyacağına yürekten inanıyor ve güveniyorum. 


M.Ali Erdoğan
(Gazeteci-Yazar)


                                                         

Genel olarak seçmen, anayasa değişikliği paketinin içeriğini zihninde somutlaştırmış değil. Tabii kampanya süresince meydanlarda tüm bunlar anlatılacak ve seçmen ikna edilmeye çalışılacak. Büyük ölçüde Evet ve Hayır tercihleri insanların aidiyet hissettikleri siyasi kültüre göre şekillenecektir. Tabi son dönemde yaşanan bazı durumlar bu süreci arızi olarak etkileyebilir. OHAL sürecini şahsi istekleri doğrultusunda kullanan bazı bürokratik yöneticiler oldu. FETÖ’ye mensup kişilerle birlikte masum insanların mağdur edildiği de her yerde dillendiriliyor. Bunlar sıkıntılı durumlar. Mağduriyetlerin bir an önce giderilmesi gerekiyor.
Kürtlerin, Türklerden tamamen farklı beklentiler içerisinde olduğunu düşünmüyorum. Ama Anayasa’nın ilk dört maddesinin değiştirilmesi bu noktada önemliydi. 
Bu süreçte Ak Parti’yi de anlamak gerekiyor. Sistem değişikliği için bir fırsat doğdu. Bunun değerlendirilmesi gerekiyordu. MHP ile bu süreci yürütmeleri, gayet akıllıca bir siyasetti. Sandıklardan evet çıkması demek, yeni bir sistemin başlangıcı, yeni bir değişim sürecinin başlangıcı demektir. Hukuk ve özgürlükler açısından da böyle değerlendiriyorum.
Kampanya içerisinde Kürtler kendilerini bulmalı. Eğer bu olursa Kürtlerde ‘Evet’ diyenlerin oranı da yüksek olur. Özellikle Ak Parti’nin bir Türk’e hissettirdiği kadar, bir Kürt’e de onun partisi olduğunu hissettirmeli. 
15 Temmuz darbe girişiminden bir süre sonra toplumun bir bölümünde gergin, tedirgin bir psikoloji hâkim oldu. Kampanya sürecinde bu gerginliğin giderilmesi faydalı olabilir.
 

Atıf Özbey
(Gazeteci-Yazar)


                                                                     
Referandum konusunu çözüm sürecinin inkıtaya uğramasından çok uzak düşünmemek lazım. Şu anda Kürt seçmeni, özellikle çözüm süreci inkıtaya uğradıktan sonra Doğu ve Güneydoğu’da PKK’nın baskısı ve HDP’nin destek vermesiyle kazılan hendekler, hendek siyaseti, kendilerine destek veren seçmen üzerinde çok ciddi olumsuz etkiler yaptı. Referandumu da tamamen çözüm süreci üzerinden değerlendirerek bu paketin içine girmeden bir tepki söz konusu. Burada ‘Evet’ cephesini özellikle anayasada değiştirilecek olan 52 maddedeki değişiklikler 18 madde içerisine zerk edilerek TBMM’de en son yapılan paket üzerindeki oylamayla 338 oy ile kabul edildi. Sayın Cumhurbaşkanı da onayladı. 16 Nisan’da da referandum var. ‘Evet’ diyecek cephenin AK Parti’nin, MHP’nin, HÜDA-PAR’ın, STK’ların, bugüne kadar açıklama yapan ve yapmayan ne kadar siyasi parti varsa, kanaat önderleri, televizyonlar, gazeteler, web siteleri…v.d  bu kitleleri ikna etmek durumundadırlar. Bu kitle ikna edilirse birleştirici rol de üstlenir.

Netice itibariyle anayasada yapılan değişiklik rejim değişikliği değil, bir sistem değişikliğidir. Esasen yetkiyi Ankara’dan alıp millete verme değişikliğidir. Çünkü bugüne kadar hükümetleri TBMM seçiyordu. Bunu bir eleştiri olarak söylemiyorum. Şimdi direk halk seçecek. Kürtler burada hiç şüphesiz çok avantajlı grupların başında geliyor. Belki şunu soracaklar; tek tek, madde madde, olarak bunların içerinde Kürtler ile ilgili ne var? Bu maddenin içerisinde Kürtler, Türkler, Lazlar… ya da ihmal edilmiş olan Aleviler ve başka mezhepler, Türkiye’deki 80 milyonun tümünün öncelendiği bir paket.

Yasama ile yürütme arasında çok kalın bir çizgi çekiliyor. Doğu ve Güneydoğu’da, siz Ağrı’da, Iğdır’da, Hakkâri’de bir Kürtçe kasetin yakalanması cezaevine girmeniz için yeterli idi. Bugün Kürtçenin akademik versiyonunu kullanan ve en iyi Kürtçe şarkıları söyleyen, devletin kanalı TRT Kûrdî’de bu hizmeti veriyor. Gerekenler verilmiş mi? Eksikler var. Ama sadece Kürtlerin eksiği var, demek bize yakışmaz. Türkiye’de daha hakkını, hukukunu, daha kârlı bir manda kullanması gereken, ihmal edilmiş gruplar var. Her gün Türkiye’de yeni gelişmeler oluyor.

15 Temmuz sonrası yapılan ‘Demokrasi mitinleri’ne en yoğun katılım Doğu-Güneydoğu’da oldu. Yani AK Parti’nin aldığı seçmen oy sayısını birkaç yüz defa insan meydanlara çıktı. Dikkat ederseniz 15 Temmuz sonrası Kürtlerin hepsinin evlerinde bugüne kadar bugüne kadar olmadığı kadar Türk Bayrağı var. Her tarafı süslediler. Çünkü bir vatan olmadıktan sonra hiçbir şeyin kıymetinin olmayacağını biliyorlar. Hak ve hürriyetleri yaşayabilmenin bir yolu da bir toprak parçasının ve onun içerisinde sizin güvenlik içerisinde yaşamanız gerekir. Bir kez daha ortaya çıktı ki, Türklerin, Kürtlerin, Alevilerin, başörtülülerin, başı açıkların, Müslümanların ya da gayrimüslimlerin Türkiye’deki ortak çıkarı birlikte yaşamaktan geçiyor.
Bu paket sadece Türkler, sadece Kürtler, sadece Aleviler için değil, topyekun 80 milyon insanımızın geleceği için son derece önemli ve çok büyük avantajlar içeren getirdiğini düşünüyorum. 


Erdal Şimşek
(Gazeteci-Yazar)


                                                                                              

Kürtler Anayasa değişikliğini destekliyor
Türkiye’deki mini anayasa değişikliği çalışmaları sadece ülkemiz insanlarını değil, başta Bütün Batı Avrupa ve batı alemini ilgilendiriyorsa, kuşkusuz bu, atılmış bir tarihi adımdır.

Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ve bu milletin kahir ekseriyetinin sahiplendiği bu anayasa çalışması eğer sömürgecilerin, emperyalistlerin yüreğini hoplatıyorsa kuşkusuz bu milletin menfaatine bir değişiklik olduğunu gösteriyor. Düne kadar Kürtlerin yanında yer aldığını ifade eden batı dünyasının Anayasa değişikliğine karşı çıkmasını Türkiye kamuoyunun diğer kesimi gibi Kürt yurttaşlarımız da şaşkınlık içerisinde izlemeye çalışıyorlar.

Türkiye’nin diğer yurttaşları gibi Kürt yurttaşlar da Anayasa değişikliğini yeterli görmemelerine rağmen Tümüyle desteklemektedirler. Çünkü bu 12 Eylül darbe anayasasının en çok mağdur ettiği yurttaşlar arasında Kürtler de bulunuyor. Kanaatimce, PKK, HDP, KCK gibi terörizmin tüm aparatlarının Kürtler üzerindeki baskılarına rağmen, halkımız Referanduma ciddi bir destek verecektir. Kürtlerin Anayasa değişikliğine vereceği cevap hem bu terör örgütlerini hem de onların yönlendiricisi olan emperyalist mahfilleri kelimenin tam anlamı ile ters yüz edecektir.



 
YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 0 Yorum )
Habere hiç yorum yapılmamış
BENZER HABERLER
ÖZGECAN’IN RUHANİYETİNDEN İTİZAR
Öncelikle Özgecan isimli, 20 yaşındaki Mersinli kardeşimizin yaşamış olduğu menfur ve meşum hadiseden onu koruyamadığımız, ona bu barbarca/cahiliye toplumunun fertlerini aratmayacak fiili sergileyen caniyi/canileri zamanında teşhis edip ıslah sürecinden geçiremediğimiz için Özgecan’ın ruhaniyetinden bir insan, bir vatandaş olarak itizar ediyorum.
Y.Ziya Doger:Meşruiyet Dayanağı ve Kürdler
Toplumların devamlılığını oluşturan veri, tarihsel süreçte o toplum tarafından oluşturulmuş maddi ve manevi kültürel öğelerle sağlanmaktadır. Toplumun üzerinde yaşadığı coğrafik mekân, konum ve buna bağlı olarak oluşan ekonomik nitelik taşıyan temel uğraş biçimi, topluma ait kültürel öğelerin asıl dayanağıdır. Kültürel öğeler o toplum için belirleyici niteliğe bürünerek dünya toplumları içerisinde onu farklı kılan toplumsal değer ve anlayışı oluştururlar.
Kürt yazarlar referandum konusunda ne düşünüyor?
TBMM'de oylanan 18 maddelik anayasa paketi değişikiliği ile birlikte 16 Nisan'da referandum yapılması kararı alındı. Anayasa paketi konusunda her kesimde olduğu gibi Kürtlerin de beklentileri ve talepleri var.
Erdoğan ve Ümmet Arasındaki sevgi diyalektiği
Değerli okurlarım, 7 Haziran 2015 Genel Seçimleriyle karşımıza çıkan meclis aritmetiği, ekmeğinin peşinde koşan ve İslam Coğrafyasında yaşanan iç savaştan kaygı duyan vatandaşlarımızı ve tüm ümmeti ister istemez karamsarlığa itmiştir. Ancak bizim şer gördüğümüz her olayda, bir hayır olduğu gerçeğini de yadsımamak gerekiyor.
S.Bedri Gider: Ülkemiz özelinde ordu meselesi
Ülkelerin politik konumlanışlarındaki en önemli etken nedir? Bu sorunun cevapları ülkeden ülkeye değişebilir. Bizim ülkemiz açısından coğrafi durumudur..
Ben ve Ağrı
Ben gelecek üniversite seçimlerinde özellikle Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesinde gerçekleşecek seçimlerde özellikle memleketimden yani Ağrı'dan bir şahsiyetin rektör olmasını istiyorum, arzuluyorum.
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI