Deprecated: Function mysql_numrows() is deprecated in /home/sivildus/public_html/head_contente.php on line 51
Anasayfa  >   Yazar
Anneni ağlatmaya değdi mi Hurşit!
Gözaltına alındıktan sonra kaybolduğu iddia edilen 32 yaşındaki H.Külter, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Şırnak İl Yöneticilerindendi.
02 Kasim 2016 - 11:18:04
 

“Bize bu acıyı yaşatanların birazcık vicdanı varsa, yüreklerinde birazcık sevgi varsa, oğlumu bana getirirler. Ölü ya da sağ ama versinler oğlumu. Gece gündüz aynı şeyi düşünüyorum. (…) Neler yaptılar oğluma, hangi acıları yaşattılar ona?' diye düşünüyorum”  diyordu; kayboluşunun 128. Gününde Hurşit Külter'in annesi Kerime Külter.

Gözaltına alındıktan sonra kaybolduğu iddia edilen 32 yaşındaki H.Külter, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Şırnak İl Yöneticilerindendi.  Mayıs ayında devletin yaptığı operasyonlarda, evlerin boşaltılmasına karşı çıkar, tüm aile ayrılırken Hurşit evde kalmayı tercih eder. Ara sıra ailesiyle telefonla görüşür. En son 27 Mayıs'da ailesine "Geldiler, hakkınızı helal edin" şeklinde bir mesaj yazar. Bundan kısa bir süre sonra; özel harekatçılara ait olduğu düşünülen BÖF – @Tweet_Guneydogu adlı Twitter hesabından, Külter'in infaz edildiği imasıyla,  ailesine attığı mesajın fotoğrafının paylaşıldığı ve sonra da hesabın kapatıldığı iddia edilir.

Aile, emniyete başvurduğunda, bu isimde birinin tutuklanmadığı söylense de ikna olmaz ve valiliğe, İçişleri Bakanlığına ve BM İnsan Hakları Komisyonu'na kadar konuyu taşırlar. Hatta ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, bu konuda araştırma yapılacağını belirtir.

HDP'li vekiller de, Twitter'deki paylaşımı, delil kabul ederek, Meclise, açıklama yapılması için soru önergesi verir. CHP'li iki vekil de Mecliste konuyu gündeme getirir. Bölgedeki  İHD  Avukatlarını da emniyet ve valilikten yapılan açıklamalar tatmin etmez. Çünkü; şimdi nerede ve kim olduğunu merak ettiğim “tanıklar” vardır, Külter'in tutuklanıp, emniyete götürüldüğüne dair.

Sosyal medyada Külter için, müthiş bir kampanya başlar. “Katil devlet” ve o günün sıkça kullanılan, “Devlet, 90'lı yıllara geri döndü”argümanı ve geçmiş yıllardaki faili meçhullere yapılan vurgularla, Kürt halkının, özellikle gençlerin provake edilmesi için, sinir uçlarıyla oynarlar.

Bu olayın, bir tiyatro olduğundan yüzde 90 emin olduğumu, tepki gösteren birçok Kürt kardeşime söyledim. Ancak ne var ki, PKK'ya mesafeli olan ve hatta tüm oyunlarını çok iyi bilen Kürtlerin bile sosyal medyada bu durumu ajite etmeleri gözden kaçmıyordu.

Telefonlar sayesinde herkesin bir kameraman olduğu bölgede, bir ilin meclis üyesi yok oluyor ve kimse görmüyordu! Bölgedeki siyasi bilinci ve temkinli olmayı hesapladığımızda, bu olayın fark edilmiş olmaması ise hiç inandırıcı değildi. Bununla beraber, devlet içinde bir takım karanlık insanların varlığından da endişe etmedim değil.  Ancak, ortadan yok olması yerine, “çatışmada öldürüldü” gibi bir izah, bu karanlık kişiler için de daha basit bir yoldu.

Hiç kimsenin, bir anneyi bu denli üzmeye hakkı yoktur. Yalan temel üzerine inşa edilen binalar da er ya da geç çöker. Bu kâbus yapı, bölgede işlediği cinayetlerin çoğunu da devlete yıkmıştır. Bana en korkunç geleni, yaşı 18'den küçük bir çocuğu diri diri yakıp, örgüte karşı gelmenin cezasını elemanlarına göstermek isterken, kamuoyuna da devleti protesto için çocuğun kendisini yaktığını söylemeleriydi.

1990-1994 yılları arasında devletin bölgede işlediği cinayetler, gözaltına alınıp da geri dönmeyen sayısız insanın varlığı, halkın asla unutamayacağı yaralar açmıştır. Bazı kayıpların, yıllar sonra kemiklerinin bulunması, yürekleri parçalayan acıların izini silmek ve güven kazanmak, devlet için oldukça zor görülüyor. En ufak bir kayıp-kaza ve infaz durumunda, ilk akla gelen hâla devlet oluyorsa,  bunun için yetkililerin öncelikli görevi, o yaraları saracak şefkat elinin uzatılmasıdır. Evet, bir çözüm süreci denendi ancak başarısızlıkla sonuçlandı. Fakat o kısa dönemde Kürt Halkı, aslında çözümden yana olduğunu; kendileri olarak ve kendileri kalarak yaşamak istediklerini anlatmayı başardılar. Bu da zannımca, Devlet tarafından okundu. Fakat PKK, Suriye'de “mafya kantonu” uğruna, buradaki halkın umutlarını heba etti.

Oysa muhatap, halkın kendisiydi. Bu ideolojileri batasıcaları, elbette en azından silahların susması için muhatap almak zorunluydu. Fakat; mafyalaşmış bu çetenin aslında Kürt halkı umurunda değildi.  Amacı sadece savaşacak eleman bulmak için, devletin bıraktığı kötü geçmişi sürekli ajite ederek, kırk yıldır alışık olduğu çarkı döndürmekti. PKK, aynı zamanda bir rant demekti, hem bölgede hem de devlet içindeki karanlık dehlizlerde. Bu yüzden, siyaseti değil silahı seçti.

Hurşit Külter'e gelince...  Kayboluşunun 133. günü Kerkük'te ortaya çıkıp basına açıklama yaptı. İfadesine göre; 13 gün, bir bodrumda polisler ona işkence etmiş, fırsat bulunca birilerinin yardımıyla kaçmış. Tıpkı yukarıda merak ettiğim o tanıklar gibi, Külter'i, Kerkük'e kadar kaçırabilen şahıslar, o acılı anneye haber vermeyi akıl edememişler mi! Her kimse onlar!

Külter, işin aslını yıllar sonra anlatacaktır, tıpkı Devlet ile PKK arasında sıkışmışlığın sancısını yıllarca yaşayan birçok yoksul Kürt genci gibi.

Artık gerçekler, çabuk çıkıyor ortaya. Kimse bana gerçeği, HDP'nin bilmediğini söylemesin. Zira; komiklik yapılacak bir konu değil, bir ananın ağlaması…



guldalicoskun@hotmail.com
 

YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 0 Yorum )
Habere hiç yorum yapılmamış
BENZER HABERLER
Kürdistan’daki Çatışmalı Ortam Neyi Amaçlamaktadır?
"ihtiyaçlar hiyerarşisinin toplumsal yapılanmaya etkileri" Maslow’un ortaya koyduğu ihtiyaçlar hiyerarşisine ait teorisi, toplumsal yapılanma hakkında bireyden topluma giden yolun parametreleri için önemli belirlemeler içermektedir. Bireyin en alt basamakta yer alan -biyolojik kökenli- temel ihtiyaçlarını karşılarken, sosyal yaşamı konusunda herhangi bir kaygı taşımadığını belirlemiştir. Daha üst nitelikteki ihtiyaçları konusunda sosyal kaygı duygusunun ön plana çıktığını belirlemiştir. Sosyal kaygı ile ihtiyaçların karşılanması arasında kurduğu doğru orantıyla aynı zamanda toplumsal yapılanmanın temel dinamiğini ifade etmeye çalışmıştır.
Semra Polat: Yarın oy verirken elini vicdanına koy
Yarın gerçekleştirilecek olan seçimler Türkiye'nin kaderini değiştirmesi bakımından önem arz ediyor.
Müjdat Gökçe: Müthiş bir genç nesil geliyor
Seçim sabahı bu MİLLET, kendini millet olarak görüp akşam millete aptal diyenlerin öğrenilmiş zavallılığını bir kez daha izletti bize… 'Olmaz, olamaz! ne sosyolojide ne siyaset biliminde ne de matematikte bir açıklaması yok bunun' demekle OLMUYOR bu işler sayın olmayan sözde aydınlar.. Diğer yandan, Halk kendisiyle aynı fikirde değil diye ülkeyi terk etmeye kalkan "halkçı" aydınlara "ne olur kal" diye yalvaracak halimiz yok.
Ahmet Pekiyi: AYM Kararının Politik/ Psikolojik, Sostolojik/Felsefik Tahlili
Dünya beşten büyüktür diyen bir Cumhurbaşkanı, Millet AYM'den büyüktür mealinde açıklama yapınca şaşırmamak lazım. Ayrıca AYM de Anayasaya bağlı bir kuruluştur, AYM Anayasa değildir, Anayasaya hukuken bağlı bir kurumdur ve anayasal yetkilerini kişilere, koşullara göre kati surette aşamaz.
Savaş Hoştaş: Kıbrıs Üzerine…
Bu durum yenilgi ve savunma psikolojisi olan “Yurtta sulh, cihanda sulh” söyleminin acziyet ve teslimiyet olduğunu bana bir kez daha gösterdi. Öyle ki Birinci ve İkinci Lozan görüşmelerinden sonra İzmir İktisat Kongresinde formüle edilmiş olan bu metafor Osmanlı bakiyesi olan topraklardan vazgeçiyoruz demenin ifadesiydi.
Kürt yazarlar referandum konusunda ne düşünüyor?
TBMM'de oylanan 18 maddelik anayasa paketi değişikiliği ile birlikte 16 Nisan'da referandum yapılması kararı alındı. Anayasa paketi konusunda her kesimde olduğu gibi Kürtlerin de beklentileri ve talepleri var.
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI
EN ÇOK OKUNANLAR