Deprecated: Function mysql_numrows() is deprecated in /home/sivildus/public_html/head_contente.php on line 51
Anasayfa  >   Yazar
Kavramlar süs değil!
Her parti lideri, kürsüden “demokrasi” nutukları çekiyorken “özgürlük” ve “halkların kardeşliği” derken, aslında neyi diyor da, iletişimin en önemli aracı olan aynı sözcükler bile yetersiz kalıyor.
29 Eylül 2016 - 12:18:39
 

Değerli bir öğretmen kardeşim,  şöyle bir mesaj atmıştı: “Sen demokratken daha güzel bir insandın sana gıpta ederdim çok saygı duyardım. Saygı duymaya duyuyorum elbet, lakin AKP'li olduktan sonra senin için üzülüyorum. Onların ilk darbesini yiyecek kişi sensin. Devrimler önce kendi çocuklarını yermiş AKP'nin ilk tokadını sen yiyeceksin Güldalı ablam. Senin gibi demokratik bir ablamın bu haramileri savunmasını anlamıyorum beni silme beni aydınlat; yoksa sende mi nemalanıyorsun zira başka şey gelmiyor aklıma böyle şeriatçi, yobaz,  hırsız bir güruhu savunmanın manası ne! Selam.”

Mesajı aldığımda, tatilde olduğumdan gecikmiştim. Bu mesajda yazılanlarla aynı şeyi paylaşacak çok kişi olduğunu bildiğimden, böyle bir yöntemi seçerek cevap veriyorum. Öncelikle bu kişisel bir yazı gibi durmakla beraber, benim gibi düşünenler adına da kısmen yanıt olacağından; ülkenin, karşıtlıklar açısından naçizane, bir çeşit fotoğrafını sergilemeye çalışacağım.

İlk okuduğumda mesajı, ‘demokrat' sözcüğü dikkatimi çekti. Zaten, her şey bu sözcüklere kendi yüklediğimiz anlamla başlıyordu. Yine ‘çağdaş', ‘aydın /yobaz', ‘özgür /lük' ve ‘demokrasi' gibi kavramlar her kesim tarafından karada havada bolca kullanıldığı halde, anlaşamıyorsak nedir sorun?

Her parti lideri, kürsüden “demokrasi” nutukları çekiyorken  “özgürlük”  ve “halkların kardeşliği” derken, aslında neyi diyor da, iletişimin en önemli aracı olan aynı sözcükler bile yetersiz kalıyor.

Durum buyken, insan hangi ortak zeminde buluşabilir ki. Her kesimden insan, madem bu kadar iyi şeyler istiyor ve anlaşamıyorsak ya milletçe zekâmızda sorun var ya da adı konulmamış bir hastalıktan muzdaripiz.

Elbette hiçbir topluluk homojen değildir. İçlerinde, arsızı da olur, hırsızı da.  Önemli olan, karşımıza çıktığında bunları ayıklamak, ölçüp biçip, hak ettiği yere göndermek.

Yolsuzluk neredeyse tüm dünyanın sorunu ve bunun önüne geçmek için de şeffaflaşmak ve daha çok demokrasi gerekiyor. Peki bu, yolsuzluklardan şikayet edenler, gerçekten demokrasi istiyor mu, yoksa her devirde siyasette etkili olan bu söylemle, karşıtını yıpratarak, eski yolsuzluk günlerini mi özlüyor!

Bu ülkede, bir gecede boşalan bankalar, İSKİ skandalları, deprem paralarıyla ödenen maaşlar, devalüasyonlarla voleyi vuranlar, her gün artan temel gıda ederleri, trafikte, devlet dairelerinde  alenice  alınan rüşvetler, çok eski değil.

Yollar yol değil, alt yapı hizmeti yok, çöp yığınları, su ve elektrik kesintilerinin yanında, SSK yolsuzlukları, hamili kart yakinimdir vakaları da çok eski değil.

Tamamen bitti mi, hayır. Bitmesi acaba gerçekten tercih ediliyor mu? Duyarsınız, esnaf muhabbetlerinde, konu komşu ayak üstü laflarken; “ bir tanıdık bakıyoruz, şu oğlanın/kızın /damadın işini halletmek için” diye. Dinleyen de ama “bu doğru değil” demiyor. Fırsatını bulan herkes, “adamını” arıyor ama yine herkes, pek masum rollerinde.

İyi de bu politikacılar da özel imalat değiller ya, içimizden birileri ve zihniyeti de en az bizim kadar faydacılık peşinde.  Yobaz ve şeriatçı demiş kardeşim bunlar için. İçlerinde böyle olanlar vardır da, Şeriatı getirmedikleri açık.

Ayrıca sunulan programda, diğerlerinden çok ilerde olduğunu görmüş, uygulamalarında da çoğundan iyi olduğunu düşünüyorsam, üzülmeyin, kendi düşen ağlamaz! Nemalanma işine cevap vermeyi bile zûl sayarım, klavye sürçtü kabul ederek!

Şimdi gelelim demokrat olup olmamaya!  Demokrat olmak bendenizce, çeşitli hak ve özgürlüklerde, tanıdıklarımın yanında, hiç bilmediğim, aynı ülkede yaşamaktan başka da ortak yanımın olmadığı her bireyle eşit olmak. Hala öyleyim de acaba sorun, kavramı farklı okumamızda mı! Ya da belki sadece lafa değil, nispeten daha iyisini ifa edene bakıyorumdur.

Yaşı yirmilerde olan gençlerin, AK Parti'den çok iyisini beklemelerini, onu,  geçmişi bilmedikleri için, daha kötü diye eleştirmelerini anlarım da onun dışındakileri asla anlayamam. Bazı uygulamaları yetersiz bulalım, eleştirelim ancak, “eski günleri aratıyor” söylemiyle karşı çıkmanın da art niyetli olduğunu düşünürüm.

AK Parti, bana-bize geldi. Biz AK Parti'ye gitmedik. Belki, bir kesim kişi ya da partilerin okuyamadığı budur. Biz hala yerimizdeyiz ve taleplerimiz bitmedi. AK Parti'den daha büyük bir hızla bize doğru koşana buyur ederiz. Görünüşe göre, yine daha iyi koşan da, AK Partili gençlerden çıkacak ve eksikleri de onlar tamamlayacaklar.  Çünkü, diğer tarafın gençleri, kavramları aksesuar olarak kullanırken, içerik analizine vakıf olamadılar.

AK Parti, bu ülkenin, bu coğrafyanın, radikallerin, demokratların, sağcıların, solcuların ve hatta kendilerinin bile turnusolüdür. İktidar da o, muhalefet de . Siyasi literatüre geçecek kadar da alışılmışın dışında bir parti. Büyük fotoğrafa bakınca bir 15 yıl daha AK Parti var olacak gibi.

Kavramların içini doldurup uygulama azmiyle, onu yenebilirsiniz. Boş laf ve hamasetle değil…

 

guldalicoskun@hotmail.com

YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 0 Yorum )
Habere hiç yorum yapılmamış
BENZER HABERLER
Ahmet Pekiyi: Diktatör Muhalefet
Demokratik ve antidemokratik sistemlerin hastalık derecesine varan alışkanlıkları bulunur.
Savaş Hoştaş: Toparlanın! Yeniden Başlıyoruz
7 Haziran’da seçim sonuçları açıklanmaya devam ediyorken – aşağı yukarı sonuçlar belli olmuştu – Diriliş Postası yazarı Hakan Albayrak ağabey “Bize Uyar” başlıklı manifesto gibi bir yazı kaleme almıştı. Tüm çabalara rağmen! gençliğe durumun anlatılamadığını, Eski Türkiye’ye geri dönüşü ve tabi Eski Türkiye’de Müslümanların muhalefette olduklarını anlatarak tekrar “muhalefete” geçmeye hazır olduğumuzu “Bize Uyar” başyazısı ile ilan etmişti.
Semra Polat: 2015'te Başkan R. Tayyip Erdoğan
Türkiye’nin tarihinden ve mazisinden bihaber olan muhalefet partileri, başkanlık sisteminin yakın zamanda gündeme getirilmiş bir siyasi düşünce, bir diktatorya olduğunu düşünmekle ne kadar da aciz olduklarını bir kez daha kanıtlamış oldular.
Oğuz Ağca: Terör Yerine Çağdaşlaşma
PKK'nın, savaşarak Türkiye'den toprak parçası alamayacağını artık idrak ettiğini düşünmüştüm.
Güldalı Coşkun: Ahmet Altan ve İnfial
Bilinçaltınız buydu işte ve kibriniz buhar yaptı aynalarınıza, göremiyordunuz asla! Öte yandan; olur muydu göbeğini kaşıyanla aynı bakmak, farklı olmak da lazımdı ya!
Yusuf Ziya Döger: Militarist Devletler ve Kürdistan’ın Doğum Sancısı
Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusya’da meydana gelen “Bolşevik Devrimi” savaş öncesi yapılması planlanan paylaşımları suya düşürdü. Sömürgeleştirme planlamasında aynı cep-hede yer alan İngiltere ve Rusya’nın farklılaşması yeni tutumların sergilenmesine neden oldu. Türkiye, İran ve Afganistan çizgisinde daha önce sömürgeleştirilmeleri düşünülen alanlarda zorunluluk gereği bağımsız devletlerin kurulmasına göz yumuldu. Ancak bir farkla, bu alan-larda kurulan devletlerin Militarist ve monist anlayışa dayalı olmaları esas alındı.
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI