Anasayfa  >   Yazar
Kanlı tiyatrodan izlenimler
Tanklar araçların ve vatandaşların üzerinden ezerek geçiyor, her yerde kopmuş kol ve bacaklar ve çiğnenmiş insan cesetleri göze çarpıyordu.
10 Agustos 2016 - 16:09:45

Dünya hayatının ancak bir oyun ve eğlenceden ibaret olduğuna kalbimizle inandık. Bütünü ile bir tiyatrodan ibaret olduğuna da.

O gece de, bu oyunlardan birini daha izlemek üzere hazırlanıp yola çıktık. Oyunun adı " Son Darbe" idi. Türkiye tarihinde gerçekleşen ve teşebbüs aşamasında kalan, hatta çeşitli maskelerle sürekli denenmiş çok sayıda darbe girişimi vardı. Milletin iradesini müteaddit defalar vesayet altına almaya çalışan, aslında bu topraklardan ve kültürden beslenmeyen, bir kaç yüzyıldır içimize çöreklenmiş hainlerin oyunları hiç bitmiyordu. Kadim kültürümüze mensup milletimizin kıymetli bireyleri, büyük oranda oyunların farkında olarak, iradesini ve geleceğini çalmak isteyenlere karşı hep tavır aldı.

Bu olayları yeniden hatırlamanın ruhumuza iyi gelmeyeceğini bilerek, oyunu izlemeye koyulduk. Öyle ya ; hatırlamak da gerekiyordu zaman zaman. Çünkü milletler ancak ve ancak geçmişlerini ve tarihlerini iyi irdeleyerek, dersler çıkararak ve bunu sıçrama tahtası yaparak geleceğe doğru güzel ve faydalı adımlar  atabilirlerdi.

Bu düşünceler içinde iken oyun başladı. İlk perdede İstanbul Boğaz Köprüsü vardı. Tanklar köprüyü işgal etmiş, trafiği tıkamış ve içinden çıkan askerler, engel olmaya çalışanlara kurşun yağdırıyordu. Aman Allah'ım, gerçeğini düşünmek dahi korkunçtu. Bu nasıl bir oyun. Sadece kurşunlar değil bombalar ve F16 ların sesleri kulağı sağır edecek gürültüler çıkarıyordu. İyi ki tiyatrodayız. Çünkü içine şeytan girmiş  keskin nişancı bir asker kılıklı alçak,  yüksek bir konuma çıkmış ve  halkın üzerine ateş ediyordu.

Tanklar araçların ve vatandaşların üzerinden ezerek geçiyor, her yerde kopmuş kol ve bacaklar ve çiğnenmiş insan cesetleri göze çarpıyordu.

Sahnenin bir köşesi de ülkenin diğer illerine ayrılmıştı. En fazla da Ankara'ya. Meclis'in üzerinde dolaşan F16 lar milletin meclisini ve çevresini bombalıyor,  yerler ve kaldırımlar insan cesetleri ile doluyordu.

Milletini bombalayan ( zihinleri  hangi yöntemlerle esir alınmış ise, uzmanlar tarafından mutlaka araştırma yapılması gereken )  pilotlardan biri de kadındı. Sanki tarih tekerrür ediyordu. İlk kadın pilotumuz Sabiha Gökçen'in halkın üzerine bomba yağdırdığında, yaptıklarının vahşetini, anılarından okurken ürperdiğimiz kadar korkunç  idi bu sahne .

İstanbul Boğazı'na dönüp, biraz da milletimizin tepkilerini izleyelim. Darbe olduğunu duyunca sokaklara koşan halk, tankları durdurmaya çalışıyordu, hayran olunacak yaratıcı yollarla. Zeka ve cesareti müşahade etmemek  mümkün değil. Görebildikleri askerleri iknaya çalışıyor, onların da can sağlığını ve geleceğini düşünüyorlardı. Müşfik ve irfan sahibi ruhlar...Aralarında kamyonu ile gelen cesur bir kadın ve kadınlarımız, parası olmadığı halde komşusundan borç alıp taksi ile müdahaleye koşan vatandaş, canını hiç çekinmeden orada bırakmak üzere köprüye , havalimanları ve kışlaların önüne koşan kıymetli milletimizin mensupları.

Oyunun tek güzel yanı milletimizin son derece akıllı ve birlik ruhu ile hareket etmesi idi.

Tüm bu gösteriler yaşanırken, salondaki  izleyicilerin tepkileri ve sesleri de duyulmaya başlandı. Sanki oyun değil de gerçekmiş gibi konuşuyorlardı.

Bir kısmı darbenin başarıya ulaşmasını istiyor ve sevinçle izliyordu. Çünkü onların zihinlerine  geçmiş  darbelerin de "Cumhuriyet değerlerine ve lâikliğe karşı" olanları devirmek için yaptıkları empoze edilmişti. Hatta o kadar uyutulmuşlardı ki,  28 Şubat öncesi ekranda ve sokaklarda konuşlanan "aczmendi" Müslüm Gündüz ve Fadime Şahin'in başrolünü oynadığı oyunları da gerçek zannetmişlerdi. O nedenle ölen insanları, ülkenin siyasi, sosyal ve ekonomik geleceğini hiç umursamıyorlardı. Hatta ülkelerinin Cumhurbaşkanı'na yapılan suikast girişiminin, kendi ülkesinin egemenliğine yapıldığını dahi idrak edemeden başarı ile sonuçlanmasını arzu ediyordu. Avuçları kanayıncaya kadar alkışlamaya devam ediyorlardı. Geçmişte rahmetli Adnan Menderes'in de sahte belge ve suçlarla yargılanıp idam edildiğini de hâlâ idrak edemiyorlardı çünkü.

Alkışlayanlar arasında hukukçu, akademisyen, sanatçı, yazar ve gazeteciler de vardı. İlginç olan ömrü boyunca Cumhuriyet ve demokrasi sözünü dilinden düşürmeyen bu insanlar darbenin başarıya ulaşmasını istiyordu. Yoksa  eski Yunan'da mı yaşıyorlardı . Eflatun ve Aristo'nun "soyluların yönetimi" ni savunduğu zamanlarda. Zaten sık sık belli ediyorlardı kendilerini, eğitimsiz insan ile bizim oyumuz eşit olmamalı diye ifade ederek. Ama o eğitimsiz dedikleri halk, canlarını da düşünmeyerek onların da güvenliğini sağlamak için, açıkça bir savaş oyununun sahnelendiği bu çarpışmada can veriyordu.

Evet, oyun darbe olarak başladı ve savaş olarak devam etti. Sadece darbe olduğunu düşünerek ani refleks ile bu kadar kenetlenebilen milletimin, savaş şartlarında neler yaptığı geçmiş tarihimizle açıkça ortadadır.
Oyun çok başarılı idi ve hiç bir şey unutulmamıştı. Etkisi hesap edilerek, basına ve sosyal medyaya da pay ayrılmıştı. Yalan ve çarpıtma haber ve görüntüler servis edilmeye başlandı. Savaş yaşanırken, halkı hassas olduğu bir kısım değerleri ile birbirine düşürmek için uğraşılıyordu.

Çok uzun bir oyun. Bazı olayların sebep ve sonuçları, üzerinden zaman geçtikten sonra daha iyi anlaşılıyor. Türkiye'de oyunu sahneleyenler hep aynı.

Rusya ile ilişkilerimizin bozulması için yapılan uçak düşürme hamlesi de bu oyuna dahil. Terör olaylarının azalmaya yüz tutmuşken tekrar şiddetini arttırması ve yaşanan siyasi bölünmeler ve çatışmalar... Din algısı üzerinde oynanan, aslında hiç de din ile ilgisi olmayan.

Türkiye'nin, elli yıldır kapısında bilinçli bekletildiği AB ve NATO ile ilişkilerimizin yeniden gözden geçirilmesi şart. Dünyayı ve Türkiye'yi de kan gölüne çeviren bu topluluk her fırsatta bizim iç işlerimize karışıp zayıf düşürmeye çalışıyor. Artık hayır diyebilen bir Türkiye görmek istiyoruz. Yakın komşuları ile ve kendi kültürüne yakın ülkelerle ekonomik ve sosyal ilişkilerini arttırmasını ümîd ediyoruz. Yüzyıllardır sürdürdükleri Haçlı zihniyeti ile dünyaya şekil vermeye çalışan ve haydutluk yapan bu lobiye hayır diyerek ekonomik esaretten tamamı ile kurtulmalıyız.

Oyunda bu hususlar da göze çarpıyor. Gezi olayları da sahnelenmiş hafızamızı tazelemek için. Bir kaç ağaç için ayaklanan yüzsüz Batı ülkeleri ve ABD, darbe ve vefat edenler karşısında gereken tavrı almadı. Neden tavır alsınlar ki; kendi yaptıkları bir karmaşa için. Gezi olaylarının hemen ardından içimizdeki  elemanları , Kanal İstanbul, havalimanı, üçüncü köprü gibi basit yapıların dahi yapılmamasını dayatmadılar mı ülkemize. Bu nasıl bir küstahlıktır.  Aynı  şer odakları, kendi silah sanayimizi ve yazılımımızı yapmaya başladığımız ve kendi ayaklarımız üzerinde durduğumuz için hücumlarını arttırmadılar mı...

Yıllarca kendi altınımız, petolümüz ve madenlerimizden yeterince faydalanamamamızın nedeni de tüm bu sebepler değil mi. Çevreci adı altında ülkemize gönderdikleri gruplar ile ülkeyi ve vatandaşımızı örgütleyen de kendileri. Tüm ülkelerin kullandığı enerji yöntemlerini bize yaptırmamak için uğraşan da...

Oyunun paravan ve piyon olan cemaat kısmına da değinelim, anladığımız ve hissettiğimiz kadarı ile. Türkiye ilk defa tüm hassas değerlerin birbirine karıştırıldığı , şeytanî zeka ile kurgulanmış bir oyuna maruz kaldı. Emniyet, yargı, ordu ve dîni müsessese ve kuruluşlar dahil olmak üzere.

Cemaate dahil olan ve neye hizmet ettiğini bilmeyen masum vatandaşlarımızın da olduğu  herkesin mâlumu. Ancak ülkenin temel dinamiklerine dinamit koyma girişimlerini bilerek destekleyenlerin korunmasında hiç bir toplumsal ve hukukî yarar yoktur. Suçlu ve masumların ayrıştırılmasının, toplum ve birey vicdanındaki önemini idrak eden, âdil yargı mensuplarımızın vicdanına bırakıyoruz bu süreci.

Tiyatroyu izlerken vaktin nasıl geçtiğini anlamadık! Özel kurgulanmış ve kanların dahi gerçek insan kanından temin edilip kullanıldığı bu oyun şimdilik bitti. Ama oyuncular hâlâ yerde yatıyor ve ortalık kan kokuyordu. Kulağımıza hâlâ derinden gelen katliam ve suikast talimatlarının sesleri duyuluyordu

Biz hiç alkışlamadık tiyatroyu. Alkışlayanlar tarihin sayfalarında yerini aldı. Şehitlerimize dil uzatan ve ülkenin her şehrinde sokaklara koşan vatandaşlar ile alay edenleri de….

Ülkesinin geleceğini hiç düşünmeden, böyle kanlı bir oyuna destek verenlerin aklını bir an önce başına devşirmesi dileğimizdir. Şahsi fikriler ve menfaatler hiç bir şekilde vatan kaygısının önüne geçmemeli.

Elimizden tarihe yazarak not düşmekten başka bir şey gelmiyor, yüreğimizden de dua. Gözümüz gönlümüz de ömrümüz boyunca vatan nöbetinde.

Bu oyunun bir daha sahnelenmemesi umudu ile.
 
 
 
 
Avukat Aysel KARAKUZU
YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 0 Yorum )
Habere hiç yorum yapılmamış
BENZER HABERLER
Erdoğanfobi hastalarına sağlık reçetesi
Parlamenter sistem, İngiltere’nin yapısına uygun olarak hazırlanmış bir bürokratik vesayettir. Cumhuriyet kurulduğunda Türkiye’ye eklemlendirilen İngiliz sistemi, ülkenin hiçbir sorununa çare olmadığı gibi bilakis kangren haline getirmiştir.
Mehmet Memdoğlu: Topyekûn Mücadele
29 Mart Salı günü, PKK’nın Avrupa’daki yayın organlarından Yeni Özgür Politika Gazetesi’nde, KCK’nın silahlı kanadı HPG sorumlusu Murat Karayılan’ın: “Bahara girdik; eyaletler de artık destek sunmalıdır. HPG artık devreye girmeli. Ancak bu devreye giriş HPG’nin şehirlere girmesi biçiminde olmamalı. HPG, Kürt gençlerinin YPS adıyla örgütlenip şehirlerde yürüttüğü öz savunma direnişini dağdan destekleyecek" açıklamasına yer verildi.
Kürt yazarlar referandum konusunda ne düşünüyor?
TBMM'de oylanan 18 maddelik anayasa paketi değişikiliği ile birlikte 16 Nisan'da referandum yapılması kararı alındı. Anayasa paketi konusunda her kesimde olduğu gibi Kürtlerin de beklentileri ve talepleri var.
Cemal Fedayi: DÜZ OVADA CİNAYET
Çözüm sürecinin özü şuydu: Dağda eşkıyalık yapmayın, gelin düz ovada siyaset yapın. Fakat onlar ne yapıyor: Düz ovada cinayet… Dağdaki cinayeti şehre taşıdılar…
Ahmet Pekiyi: Cumhurbaşkanı Erdoğan'a açık mektup
Çünkü biz bu oyunu çookkk izledik Sayın Başkomutanım.
Prof.Dr. Mazhar Bağlı: 28 Şubat’ın Gizli İdeolojisi Gülenizmdir
Rahmetli Necemeddin Erbakan hocanın 1960’larda temelini attığı milli görüş, esasında siyasi referanslar üzerinden teşekkül eden bir hareket idi ancak ulusalcı Kemalistlerin dindar insanların siyasi alanda var olmasına tahammül etmedikleri için onu din üzerinden siyaset yapan bir kişi olarak yaftalayıp negatif meşruiyete mahkum ettiler.
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI